gerçekten bu aralar dümdüz bir insanım. bu dünyadaki amacım önüme gelen bir takım metinleri kontrol etmek, mail atmak, bir takım insanları görmek ve bir takım müzikleri dinlemektir.
bundan başka bir fonksiyonum da yoktur hakim bey. koşa koşa kendimi yaşatmaya çalışıyorum. geç yatmayarak, işe giderek, voleybola giderek, bir takım insanları görerek.
yolda sigara içen ve dumanını çocukların suratına üflememeye çalışan vatandaşım ben. küçük zevklerim, minik günahlarım, azıcık da mide problemim var. ama içimdeki taşlar bir milim yerinden oynamıyor hakim bey. oynasınlar istiyorum, oynamıyorlar. vergilerimi veriyorum oynamıyorlar, sgk primimi yatırıyorum, oynamıyorlar, iş ortamında espritüel bir insan olarak sükse yapacağım neredeyse, yine oynamıyorlar. düşün 2 günlüğüne ailemi görmeye bile gidiyorum - onca yol, yorgunluk, havaalanında çantasını en hızlı bir şekilde x-rayden geçiren insan olmam - fayda etmiyor, oynamıyorlar. böyle mi olacaktı hakim bey? biz sizinle böyle mi anlaşmıştık?
geçmişin hesapları bir bir kapanacak, geleceğin planları takır takır işleyecekti. her şey bir neden-sonuç ilişkisi içerisinde olacaktı. nereye baksak anlam görecektik. anlam yiyecek, anlam içecek, anlam soluyacaktık. mevsimleri dolu dolu yaşacak, kıştan sıkılıp bahara ancak adım atacaktık. her şeyin bir yeri ve bir zamanı olacaktı. dolabımızdaki yiyecekler çürümeyecek, sökükler dikilecek, uzun paçalar terziye gönderilecek, saçlar zamanında kesilecekti. arkadaşlarımız baki, evlerimiz ferah, mutfaklarımız yemek kokularıyla dolu, içki muhabbetlerimiz uzun ve tatlı olacaktı. hani hakim bey hani. bir arap atı olarak dünyaya geldiğimi bileydim, hiç buralarda uğraşmaz kendimi kırlara ovalara atardım.
ama bilirsiniz, içimdeki taşları yemişim, size bir şey olmasın, düşüncesindeyim. hakim bey. istirham ederim. siz ki buraların tek hakimisiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder