18 Ağustos 2013 Pazar

23

ah
23 ve the dress bana hayatımın öyle bir dönemini anlatıyorlar ki, his olarak çok yoğun, yazmaya çalışsam bile anlatamam, eksik kalır.

büyük bir kaybın arifesinde gece yarısı sularında kulaklığımda yalnızca 3 şarkı dönüyordu. 23 ve the dress bunlardan ikisiydi. öylesi kalbim yarılmadı sonrasında.

sonra ilk defa havadaki pusta, binalara yansıyan sarı ışıkta bir titreşim olduğunun, gerçekten gördüğümüzün ve deneyimlediğimizin ötesinde bir eş zamanlılığın olduğunun, sezginin farkına vardığım bir dönemdi. 3 kişiydik, kağıt oynuyorduk, avarece dolanıyorduk ve ilerleyen günler bize ne getirecek bilmiyorduk. ama mesela havadaki ağırlık, doluluk ve umut yan yanaydı. içtiğimiz sigaralar, aldığımız maddeler bizi yormuyordu. aşık olunca zarar görmüyorduk. koşunca yorulmuyorduk.

kaybı bana yaşatan bu şarkılar, blonde redhead konserinde de uzun süre sonra ilk kez nefes almamı sağlamışlardı.

işte şimdi tekrar geliyormuş blonde redhead, midede hafiften bir sızı.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder