edip cansever'in dediği gibi "mutluluğun bir bütün olduğunu... umudun bir bütün olduğunu..."
bir tutum mutluluk. hayata karşı değil, birlikte. bunu "biliyorum" mesela. yaşayamasam da, bir şekilde biliyorum. yaşayamadığım için kızıyorum kendime, değerini bilmediğim için, rahat olduğum için, aslında o kadar da zor olmadığı için.
şeylerle gelmiyor mutluluk, bir şeye ulaşınca gelmiyor, bir "oluş" hali. ama sanki ve nedense ve umarım öyle değildir, bunları biliyorum da, bunları bildiğim yerden geri dönüş yolundayım artık, geri dönüyorum, köşeye çekiliyorum, önümden aksın diye, şeyler, amaçlar, insanlar, her şey, her nesne. çok uzun süredir böyle. galiba böyle kalacak. bu fikirle barışmaya çalışıyorum. bir izleyici olma fikriyle, ucundan katılıp geri dönme fikriyle, bir partide köşede gülümseyen insan olma fikriyle.
belki de "herkeslik" halleri budur, herkes kendi hayatının öznesi olmaktan uzak hissediyordur kendini. dağınık hissediyordur, parçalı hissediyordur, aynı anda sahnede ve köşede hissediyordur, adet yerini bulsun diye yaptığı şeylerle çevrili hissediyordur, vesaire.
gideceğim otobüsü kaçırmışım da, hedefe değil, otobüse binmeye odaklanıp, nereye gittiğini bilmediğim bir başkasına binmişim gibi, gibi. öylesine gidiyorum, gibi gibi. bir de bu şarkı, tabii:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder