rüyamda bir gökdelende oturan arkadaşımın dairesine girmem gerekiyor nedense. hayati bir durum var. o gökdelenden içeri girmek ise ayrı bir dert. kapıda güvenlik ve koyu takım elbiseli adamlar var. gökdelene, sanki oranın ahalisiymişimcesine girmeyi başarıyorum. güvenlikten geçiyorum. 146 katlı bir binaymış. asansöre binecekken, asansörün 146. katta olduğunu görüyorum. ve o sırada arkadaşımın dairesine bir para bırakmam gerektiğini hatırlıyorum. asansör gelene kadar gidip alırım düşüncesiyle çıkıyorum. bir taksiye atlıyorum, para beliriyor yanımda, ama gökdelene para sokmak yasakmış aslında. adam bana yardım mı edecek derken, ondan şüphelenmeye başlıyorum ve trafikte durduğumuz bir noktada arabadan iniyorum. adam peşimden koşarken parayı içeri sokmama yardım edecek birisi beliriyor, ben güvenlikten içeri giriyorum, parayı ise o kişi bana atacakmış, x-rayin içinden. atıyor paranın olduğu kahverengi paketi ve o anda paket patlıyor içeride. koşarak dışarı çıkıyoruz, her yer sarsılıyor.
146 rakamı nedir bilmiyorum. bu rüyayı sorumluluk almak istememe ve güçlüler dünyasının dışında bir yabancı olduğum hissiyatına bağladım. normalde yapmayacağım bir şeyi bir arkadaşım için yapmam gerekiyor, ama onu da başaramıyorum. henüz çözemedim mevzuyu. çözsem, her şeyi çözsem ne güzel olur (sevgili günlük).
Güce dair bir rüya da benden: Birkaç arkadaşımla beraber sakin, temiz bir koyda oturmuş güneşleniyoruz. Küçük bir tekneyle gelmişiz koya, tekneyi kıyıya demirlemişiz. Biz mutlu mesut takılırken büyük, havalı bir yolcu gemisi yanaşıyor koya. O sırada denize giriyorum, deniz birden ısınmış ve mazot kokmaya başlamış. Yüzesim gelmiyor, küfrediyorum gemiye. Sonra nasıl oluyorsa kendimi o büyük geminin içinde buluyorum, yüzlerce yolcuyla beraber. Gemi beni başka, yabancı bir koya bırakıyor ve çekip gidiyor. O koyda da insanlar var ama hiçbirini tanımıyorum, ıssız bir adada tek başıma kalmışım gibi acayip bir korku sarıyor içimi. Bu insanlar gidecek ve karanlıkta yalnız başıma kalıp ölecekmişim gibi geliyor, çaresiz hissediyorum. Derken uyandım. Uyandığımda yarı baygın halimle kendime söz verdim: büyük gemiye binme, büyük gemiye binme. Ama sonra uyanıp giyinmem ve plazanın 1. katındaki işime gitmem gerekti:) Rüyalar her şeyi bizden daha iyi çözüyor galiba. 146. kat aklıma ilk 2046’yı getirdi. 2046 numaralı odayı. 146. Kat… Bu kadar ulaşılmaz gelen ne var acaba orada:)
YanıtlaSilSevgiler.
güç kirletir, hırpalar, bizi bizden alır ve gücün fazlaca nüfuz ettiği alanlarda bize samimiyet gösterenler aslında güvenilmezdir, alt metni her iki rüyada da var sanki. room 2046'yı izlememiştim, izleyeyim:)
YanıtlaSil