bir günlüğüm vardı. 2012 yılının başlarından bu yana uzanıyor ve artık son sayfalarına geldim. son 1 sayfası kaldı hatta ve ona yazamadım bir türlü. öyle çok değerli bir şey yazayım düşüncesinden değil. fakat bir sonraki defterimi bulamadım, o yüzden şimdilik yuttum yazacaklarımı.
yazacaklarımı, daha doğru yazabileceğim şeyleri tutunca, sanki nefesimi tutarmış gibi, tekrar nefesi bıraktığımda iyice katılaşan, iz bırakanlar ön plana çıkacak, kazanacaklar. önemsizler elenecek. neyse, bu bile, yani hafızamızın çalışma biçimi, anların sürekli elenmesi, elimizden kayan kum misali, aralardan akıp gitmesi ve ortaya yalnızca içimize taş gibi oturan, beynimize kazınan katılıkları bırakması şaşırtıyor beni.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder