nereden oraya vardım bilmiyorum ama elektromanyetik dalga denilince aklıma kuzey ışıkları geldi. sonrasında kuzey ışıklarının görüldüğü yerlerde benzer seslerin duyulduğunu, ve bunun da yine elektromanyetik hareketlenmeye bağlandığını öğrendim. youtube'da bulduğum bir videoda kuzey ışıklarının görüldüğü sırada çıkan sesleri duyabiliyordunuz.
bütün bunlar kanepeye uzanmış pineklerken yatma saatimi 3 saat kadar ileriye atmama sebep oldu. önce biosphere açıldı ve kuzey ışıklarının en güzel görüldüğü yer olan tromso'da yaşayan geir jenssen'in substrata'yı kaydederken kesinlikle bu seslerden etkilenmiş olması gerektiği düşünüldü, sonra kuzey ve güney kutbu, antarktika ve arktika hakkında okundu. kelimelerin etimolojisine bakıldı. google earth indirildi, arizona'daki kraterin görüntüsüne doğru uçuldu. gezegenleri, kuzey ışıklarını düşünürek mutlu olundu, böyle hep böyle bunları düşünerek yaşasam dendi.
antarktika'da en soğuk mevsim sıradında koca kıtada yalnızca 1000 insanın yaşadığını düşünmek güzel geliyor. dünyanın en soğuk yeri olduğunu ve hiçbir ülkenin toprağı sayılmadığını bilmek. evet bunlar huzur veriyor nedense. bir de biosphere tabii.
en sonunda da kuzey ışıklarını görmeden ölürsem eğer yanlış bir hayat yaşamış olacağıma karar verdim. bir gün göreceğim seni emin ol, aurora borealis.
bu şarkıda da tibet çalgılarını kullanmış biosphere. ama işte bütün albümde olduğu gibi, bu şarkıda da "o ses"i andıran bir şey var. israfil'in suru.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder