16 Aralık 2012 Pazar

intergalaktik otoban

yine eski intergalaktik otobandan devam. charlatan dinleyip (kaotik, tekrara dayalı, gergin, hayata küstüren cinsten müzik) iş yapamıyoruz. sanki bir üniversite havası. az sonra her şeyden kaçıp maddelere sarabileceğiz sanki. böyle "his"ler geliyor arada. keşke biraz da çocukluğa dönebilsek, ama yok aynı noktaya dönüp dönüp duruyoruz. (yaşasın biz dili)

bu dünyayı biraz daha tanımlarsak: aslında dünya değil burası neptün, puslu, renk: açık mavi, griye çalıyor. böyle 4. evle 10. evin kavgasının 7.'de sonlandığı, hay sizin toplumunuza cümlesini kurabilecek iddiada, sanki bireyle toplum birbirinden yağdan kıl çeker gibi ayrılabiliyormuş gibi. merhaba hayat dedi genç ben, yeni yatağından kalktı. errrrgen kafasııı.

ama bu sefer kendi kendime itiraf edip etmemekte kararsız kaldığım bir mevzuyu aldım, enine boyuna tarttım, parçalarına böldüm, birleştirdim. kafamı talan etmekten de biraz keyif aldım açıkçası. garip bir şeyin öcünü alır gibi. bu da yeni modamız. self-acımasızlık.

kafamızı böyle talan edip hasar görmeyeceğimizi düşündüğümüz yıllar da üniversite zamanlarında kalmıştı. (biz dili strikes back) ama kafa talan edilirken elbette bir hasar bırakıyor neşter. (fazla dramatik benzetmelerin yılları bunlar azizim)

bu kadar drama var. ama o kadar drama yok.

bence bütün bunlar yalan, özetle daha sempatik bir insan olmalı insan.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder