herhangi bir şekilde organizasyon gerektiren durumlarda, mesela hem sunum hazırlayıp hem de internetten rezervasyon yapıyorsam, bildiğin bir fenalık geliyor. nadir zamanlarda yine de iddialı bir şekilde ortaya çıkan garip sağlamcı tarafım (yön duyguma güvenmeyişim) gereksiz yere her adımı hesaplatıyor bana ve normalde gündelik hayatımda pek sallamıyorum kendisini.
mesela iş eğer kafamı biraz fazla kullanmam gerektiren bir iş ise, maalesef ki en fazla 10 dakika süren yoğun bir konsantrasyonla ben de iş olabiliyorum. o aradaki tembellik zamanlarında da o uyaran fazlası durumu öyle bir fazla geliyor ki sanki tıkanıyorum, işler yürüyor, kumlar bende birikiyor. bu organizasyon işi yapan, networking yapan insanlar nasıl bir boğulma yaşamıyorlar anlamıyorum. sürekli bir sakine gitmem, bir dinlenmem gerekiyor sanki. hiçbir şeyin olmadığı bir yere. hani mimiksiz, ağır sol beyin bir insan olsam neyse, hafif otizme selamlar durumu olurdu, ama o da değil, yine de "fazla"ya gelemiyorum. bu "white noise" sevmeler, drone'dan bir keyif almalar da ondan. ve yine bence aşırı inişli çıkışlı müzikten ortalamaya göre daha fazla etkileniyorum. incik, cıncık, çok renkli, eşyalı odalarda afakanlar basıyor. background müziği olarak jaga jazzist dinlerdi mesela z., benim için imkansız gibi bir şey. çalışma ortamı da öyle olacak, durgun, açık. ve diğer sesleri kapaması için arkada sakin, bazen depresif, bazen ölümcü, ölümperest bir müzik. (yeni sıfat türettim)
işte böyle böyle, düşünceler, düşünceler ve yine yok, olmuyor, dedirten bir gün. bazen arkadaşları, sevgilileri, aile bireylerini içeren krizlerde bu kadar kötü olmayıp "dış dünyanın bilgisine", detaylara dair böylesi bir anksiyetik yapıda olduğuma da inanamıyorum. çok keyif dolu değil zaten bu aralar, ben bir gideyim diyesim geliyor. ve "bu şekilde yaşayan insanlar var" vay be diyorum.
mesela bir tatile çıkacaksam, onu planlamayayım istiyorum, planlamam gerektiği anda yalnızca yorgunluk olarak geri dönüyor. yeni bir yere gittiğinde her türlü turistik ve "görülmesi gereken" yeri görmeye çalışan, göremediğinde hayıflanan o insanların tam zıddıyım galiba. o şehirde hoşuma giden bir yer bulayım, biraz orada takılayım, insanlarına bakayım istiyorum.
aman böyle şeyler işte. günlüğe yazmaya üşenip buraya yazan ben vol. bilmemkaç.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder