tam da diyordum ki biraz tutturduk, keyif grafiğinde değerler stabil, asayiş berkemal, hop, elden kayıyor. iş bir anda bastırmaya karar veriyor mesela ya da başım ağrıyor, sonra dmi'nin sayfasına giriyorum, şaşırtmıyor, rüzgarımız lodos, estiği yön güneybatı.
şimdi bu önümde duran şeye ancak antre diyesim geliyor, halbuki objektif olarak değerlendirdiğimizde kendisinin her şeyin ardından gelen meyve tabağı olduğunun farkına varıyoruz. böyle acıklı bir hikaye.
güya geçen ay 3-4 gün kaçtık ama biraz eğlenesim, ağaç, doğa göresim var yine. yine izin alasım, kaçasım var. ne yapacağımı şaşırdım. şavaşa girdi girecek bir memleket, her önüne geleni ya komaya sokan, ya kafatasını kıran ya da gaz banyosu yaptıran bir devlet, tek tek kapanan çay bahçeleri, özetle otoriter, neoliberal şenlikler var. ve bütün bunların arasında bana bir fenalık, bir sıkıntı gelmekte. klostrofobik oldum, baş ucuma koydum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder