böyleyken denize gidip kitap okumak ve yüzme hayalleri yalan oluyor, anne telefon ediyor. haydi diyor gel kaplıcaya. olur diyorum, o sırada gazete okumaktayım, çalışmadan kaçalım kaçabildiğimiz kadar. gidiyorum kaplıcaya. biraz kaka kokuyor ortalık evet. suyun şifasındanmış açıklama geliyor. bilimsel veriler duvarlara asılmış. envai çeşit hastalığa iyi gelen bir suymuş bu. ama insanın suyla bağdaştırdığı duruluk, şeffaflık beklentisini gözden geçirmesi gerekiyor önce.
sonra içeri ve dışarı havuz olarak ikiye ayrılmış bölmelere sahip bir sera içine giriyoruz. dış bölümde kadınlar suyun içinde zıplıyorlar, sağ sol, sağ sol, hareket ediyorlar. su ağır, su seni dibe batıracak cinsten. bir de dışarıda fırtınamsı rüzgar olmasına rağmen, su yine de sıcak geliyor.birileri geliyor, anneme. aaa kızın mı? evet kızım. babasına benziyor ama. oğlan anneye kız babaya... evlatlık mıyım acaba diye sorgulatacak cinsten. teşhissiz kalırsan n'aparsın meçhul.
sonra masaj ucuzmuş öğreniyoruz, nurdan abla'dan rica ediyoruz. geçiyoruz içeri. bu durumlarda muhabbet etmek korkutur beni. ne zaman susulacak ne zaman konuşulacak, ne zaman havadan sudan muhabbet yapılacak? kuaförde saçlarınla oynar, bir temas ya. yakın ama uzak, garip haller. bir de bu masaj. gözleri kapıyor muyuz açıyor muyuz. sonra profesyonelleşmiş spağ tarzı yerlerde gözü kapamanın daha makbul olduğuna kanaat getiriyorum. bunları düşünürken nurdan abla'ya açtım muhabbeti -ortaokuldaki çekingen ergenin üstüne gidiyor ve bilimum yerlerde yaşadığım travmaların acısını çıkartıyorum. nurdan abla kızını anlatıyor, 22 yaşında doğurmuş, 37 yaşında ama termal işe yarıyor dedirtecek cinsten genç gösteriyor.
böyle bir koyu muhabbet sonra, masaj bir yandan. diyorum bilgisayar başında iş yapıyorum ben sırtım feci. o meyletmiyor 60 yaş sağlık sorunları muhabbetime. havadan sudan da bahsetmiyor, daha güzel muhabbetler açıyor benimkilere nazaran. sonra kıyak geçiyor bana, sinüzit için bir ozon tedavisi çekiyor yüzüme. sağol nurdan abla diyorum. beraber bir çay sigara içiyoruz sol bahçede. tesisle ilgili sorular geliyor benden, ee nasıl kışın gelen oluyor mu bilmemne, o diyor yok gelmez. ben işte reklam, tanıtım ık mık derken. yine bozguna uğratıyor beni. görmüyor musun ortalığın halini diyor, dökülüyor etraf. yine ipleri kendisine devrediyorum. en azından elimden tutan nurdan abla sayesinde eski kendime nanik yapıyorum. sonra kendimi sevdirmiş olmanın haklı gururuyla bu sefer iç havuza doğru uzanıyorum.
iç havuzda sakallı amcalar, teyzeler bir iki genç turist var. ortam kalabalık. herkes su içinde ya zıplıyor, yüzüyor, konuşuyor bir söyleşme bir muhabbet. ayran geliyor, ayran içiyoruz. buranın ayranı güzel, köpüklü.
giderken nurdan abla'ya hoşçakal desem diyorum, bakıyorum masajda. o geliyor sonra yanımıza uğurlamaya.
eve dönüyorum, ve elbette yine çalışmıyorum. su ağırmış hakikaten. evde bastırıyor. mışır mışır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder