11 Eylül 2010 Cumartesi

günün fıkrası

çok ilginç tartışmalar dönüyor bu memlekette. sınav sorularının çalınması, kimlerin kimlerin çalması, bir yandan da askeri-sivil vesayet tartışması, referandum sosuyla devam etmekteyken (politika mutfağında da böyle füzyon görülmedi hakikaten) bu meseleler öyle bir hale geliyor ki gittikçe hücrelerimize nüfus ediyor, kan akışımızı etkilemeye başlıyor ve öznelliğimizin seçici geçirgenliğinden gittikçe daha fazla şüphe duymaya başlıyoruz.

ama en son favorim ise cemaaaaat (a'daki bu vurguya bayılıyorum) var ya da yok, kadrolaşmaya inanmıyorum ama bir cemaat var tartışmaları. onlar bir numara. bir kısım yahu kadrolaşmayı görmüyor musunuz diyor, diğer kısım ise bu memleketin sorunu yeterince sivilleşememek, militarizasyon, savaş derken siz meseleyi nerelere çekiyorsunuz, odağı kaydırıyorsunuz diyor. hatta r.mar. tarafta bır yazı yazmıs, ınanc ozgurlugudur bu gıbısınden. hakıkaten haydi sorunları karşılaştıralım dansından dolayı çok eğlenmekteyim. sanki ikisi bir arada yürümezmiş, sanki asıl buyuk derdı bulmamız gerekıyormus gıbı. cemaatcıler mılıtarızasyonla ılgılenırken bır sure onları rahatsız etmeyınız demek gıbı bır sey bu. gercekten ınanılmaz atlayıslara sahne olmaya basladı guzel turkıyemız. ki orhan miroglunun da bir yazısında yaptıgı karsılastırma gibi, faili mechullerımız mı onemlı olan yoksa cemaat denilen sey mı (bunu da havcının son cıkan kıtabı uzerınden kuruyor). yazıda bunu vurguladıgı ılk anda dank etmemıstı bana hatta. sonra bır aydınlanma yasadım ve gozlerıme ınamamadım. kimin mağduriyeti daha büyük? demeye getiriyordu.

en favorım ıse radıkalde soruları cemağatten aldım diyen adamın haberi üzerine yapılan yorumlar. cemaat ilişkisini vurguladıkları için insanlar ergenekoncu olarak suclanıyorlar. işte iki meselenin birleştiği mukemmel yer de tam burası. bu mükemmel yerde biraz durmak istiyorum.

orada biraz durdum ve boşlukları doldurmak üzere ilerliyorum. ama bundan çıkaracağımız trajikomik bir ders var asıl, bayram şekeri gibi. soruları doğum günü hediyesi olarak alan çobanın çok yüksek ihtimalle o sorulara bakmayıp 80 civarı bir puan almış olması. kemal sunal yaşasaydı pazar akşamına film olurdun. hani en azından bakmış olsaydın da, şu sınav fiyaskosu ortaya çıkmadan önce iki üç gün mutlu olurdun, havanı atardın koçum? hapse girmeden önce bankadan çaldığı paraları dibine kadar harcayan adamın karizması olurdu sende.

ne kadar garıp populızmler uzerınden ılerlıyor sıyaset. bır haksızlık varken otekı taraf bu haksızlıgın "yanlıs yerlere" cekılecegınden korkuyor.

kaybolmayan vesayet hesaplaşması istiyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder