9 Eylül 2013 Pazartesi

açılsın bienaller

bugünü özetlemek gerekirse: civilization and its discontents ya da nerec ve her discontents, olarak tanımlanabilirdi. yine spor vasıtasıyla bir sakinleme yaşadık, ama hoşnutsuzluklar baki.

ve bakıyorum da ömrümün önemli bir kısmınını yanlış yerdeymişim hissi içerisinde geçirmişim. ne yazık. bunun psikolojide bir açıklaması olmalı. işte o kitabı, beni bu konuda aydınlatacak olan o kitabı arıyorum. bazen çöller kadar düz, boş geliyor çevre. üzerinden her gün geçtiğim beton kaldırımlar susuzluğu hatırlatıyor. iş kıyafetleri içerisinde insanlar görüyorum, evi olan, hobileri olan insanlar tanıyorum. ve its discontents. her şeyden bana yansıyan bir sıkılma, bir bunalma, sıkışmışlığımı hatırlatma hali var bu aralar. l'ennui bunu iyi karşılıyor aslında. aidiyet hissinde bir takım eksiklikler söz konusu.

öte yandan how i met your mother'dan bir bölüm geliyor aklıma. barney her günden akılda kalıcı bir anı çıkarmak için bir gün bara at getiriyor, diğer gün başka bir atraksiyon yapıyor. amaç her günü unutulmaz kılmak. sonra bunun aslında işe yaramadığı, böyle planlayarak ve arka arkaya yapıldığında olayların akılda kalıcılıklarını yitirdiği sonucuna ulaşıyoruz.

bunun konuyla ilgisi şu. rutin çok tanımlanabilir gelse de kulağa, aslen olağanüstülüklerden de küçük rutinler çıkarmak mümkün. sanırım rutinin kendisi elbette bir uyaran tekrarından oluştuğu için biraz problem, ama problemin kendisi temelde rutinden kaynaklanmıyor belki de kişiden kaynaklanıyor vs vs. sıkıldım. bireye de bunu indirgemek değil. elbette modern hayat, metro, trafik, şehir, vızır vızır, ama bende bir tuhaflık olduğu da kesin.

işte böyle. yani bu hayatın bu şekilde devam edeceği düşüncesi çok kötü geliyor bazen. halbuki ortada büyük bir problem de yok. bunu daha önce de yazmıştım. sanki ulaşılması gereken muhteşem bir final epizotu, çıkılması gereken bir tepe, varılması gereken bir çizgi varmış gibi davranarak geçti ömür. zevk odaklı bir insan olageldim hep. bazı şeylerin bokunu çıkardım, her saat başına minik molalar yerleştirdim, fakat anın içerisinde, şu anda, burada olmayı bir başaramadım.

bir de bienal açılıyor. 2 yıl önceki bienal açılışı aklıma kazınmış. o zamanki ruh halimi, uğraştığım şeyleri hatırlıyorum. ve şimdiyi. o sıralar bir duygusal travma söz konusuydu. şimdi o da yok. düz, dümdüz, l'ennui, melankoli, bok ve püsür. beni bu cranesler mahvetti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder