1 Eylül 2013 Pazar

öz yıkım

bir takım denklemler kurdum, açılar, psikolojik durum ve benzeri şeyler arasında.

mars and merkür mesela, akamayınca bir iğne ucuna dönüşüyorlar. duygular kendi kaplarında hareketli ve canlı, fakat iki kahverengi gözün arkasına hapsediliyorlar. yaşamın içerisinde, dilden bağımsız, hareketlerin içerisine özgür bırakıldıklarında, sonraki gün kalkılıp işe gidilip gidilmeyeceği bile belirsiz geliyor mesela. bu kadar basit bir açılımdan, bu kadar sade bir özgürlükten korkuyor satürnler, satürnlerimiz.

bana bakan, benimle konuşan, kök çakrasını alıp götüne sokuyormuş mesela. dün bu yorumu duydum. etkileyici ve mesafeli. aslen büyü yapıyorum. aslen bir saksıyım.

eskiden gerçekten bunlar bir 10'luk enjektörle çözülüyordu. orada bir deney sürüyordu. olay 1'likte bitmeden bitti. şimdi de yaş büyüdü ve deneylerin sonucunu hep beraber yaşıyoruz. içimizdeki küçük narsisti arada sırada solucanlarla besliyoruz.

bazen çok özlüyorum ayin kısmını. müziklerle üstünü kapamaya çalışıyorum. ama cranes - underwater dinledikçe bastırılmaya çalışılan enerjinin doğru akacağı, asıl akması gereken kanalın iyice idrakına varıyorum. oraya akıtmak ise... ne sen sor, ne ben söyleyeyim.

fakat biliyorum ki, bir zamanlar dendiği gibi, hiçbir zaman yetmeyecek. karanlıklar karanlık oldukça, derinlik bilinemeyecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder