12 Kasım 2013 Salı

ales'e girmek

bu kadar zaman sonra ales'e girecek olmak bende mide burkulmaları ve iç öğürtülerine sebep olmakta. lise disiplininin o klostrofobik, çatık kaşlı günlerini hatırlatıyor. pazar sabahı saat bilmem kaçta kalkıp yollara koyulmak nedir? 3 saat boyunca bir mekanda tıkılı kal, tuvalete gitme, sigara içme ve ev anahtarlarını bile yanına alma diyen, hücre cezasını sınav formuna sokmuş bir ösym bu. eve nasıl gireceğiz len? kamusal hayatın her noktasında bir ailenin parçası olmamız, bir yedeğimizin olması mı bekleniyor bizden? çözüm olarak anahtarı bizim bahçeye gömmeyi düşünüyorum. şu yazıyı yazarken sınava girmekten vazgeçiyorum ve verdiğim parayı ösym'nin şeytani emellerine heba edesim geliyor.

hele hele sınava çalışasım hiç yok. matematikte formül namına herhalde hiçbir şeye yakın bir hafızayla seyrettiğim şu yaşlılık günlerinde sosyal bilimci ve edebiyatçı bir insan olarak TM soruları yapmam bekleniyor. hahaha.(burada küfür vardı, sildim)

neyse.

bizim lise yıllarımızda dahi sınavlaşan hayatlar söz konusuydu. ben bir yıllık bir depresyon süreci yaşadım ama çoğunluk bunu iki yıla yaymıştı. şimdi kuzenlerimden gördüğüm kadarıyla çok daha erkenden başlıyor. kabus gibi bir şey bu ya. sınava girmeyip hazır sarıyer'e kadar da gitmişken rumelihisarı'nda bir kahvaltı yapayım diyebilirim. türkiye'de doktoraya başvurmayı ales protestosu sebebiyle gündemimden tamamen çıkarabilirim. her şey pazar sabahki psikolojime bağlı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder