bu aralar daha az yazıyorum, genel olarak. her türlü mecraya daha az yazı. eskilerden ben dilinden biraz uzak olanları vitrine koydum azıcık. vitrinde olup da burada olmayan da bir iki yazı var. acık da bir sakinlik hali var. tatilde edindiğim şeyi kaybetmedim hala sanki. geniş mi, pek sanmıyorum ama, yaşam alanım çok genişmiş, habitatım tüm dünyaymış gibi davranmaya çalışıyorum işle ev arasında gidip geliyor olsam da. kendi çapımda bir şeyler yapmaya çalışıyorum. günlerimi harcamadığım, yaşadığım bilincini kaybetmemek istiyorum mümkünse. günlerin illa ki ilerlemesi gerekmiyor, ki bu şaşırdığımız bir durgunluk hali. arada sıkıntı dalgaları geliyor elbet, ama bu akımlarla çocukluktan beri uğraştığımdan çok takılmıyorum.
böyle olunca daha gerçekten anlatılabileceklerle buhran sonucu fışkıranlar arasında bir ayrışma oluyor belki de (normal insan işleyişi). ales'e bile girdim, gıkım çıkmadı aferin. sinemaya gitmek bile adımlardan biri, yeni şeyler denemek ya da. içimden de geliyor, bir zorlama yok. zaten yılbaşına kadar yurtdışından, yurtiçinden ziyaretler de olacak. bence aralık ayı da oraya buraya, geçer. belki kar yağar, işler tatil olur (çocuk duası) belli mi olur? (bak aralık ayı nasıl geçere kafa yormaya başladı bu satırda, kaydı geri al)
başbakan bir insan var, bağırıyor sürekli, arada ona canım sıkılıyor, yerel seçime kadar bağırmaya devam edecek belli ki. goebbels taktiği uyguluyor sık sık ve cidden etkili oluyor. şaşırıyor insan (insan gerçekten hayret ediyor - a. gül) weber bugünler için ne derdi acaba? bir ülkenin gündeminin tek adamın psikolojisiyle açıklanıyor ve kabul etmek istemesem de belirleniyor olması sinirimi oynatıyor. rüyamda gördüm adamı bir kere, kendisine bir büyük rakı uzatıyordum.
bir de cemrik şu harika şarkıyı ve klibi post eyledi bugün, nasıl güzel bir doğa olayıdır bu böyle, zarif, uçucu olup yine de karında yoğunluk yaratabilen cinsten, parmak uçları ve bu klip arasında bir bağlantı var:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder