20 Kasım 2013 Çarşamba

introvertedness

yazmıyoruz yazmıyoruz dedik, ama şu konuda iki kelam etmezsem olmaz. ilk önce linkimiz.

bu içe dönüklük meselesi, konuyla ilgili okuduğum, izlediğim minik şeyler sonucu (ve dahi bakınız) bir süredir aralıkla gündemime gelmekteydi. çekingen miyim sorusuna hiçbir zaman net olarak evet ya da hayır diyemedim. zira hissim genelde çekinmeden öte istememeye denk geliyordu. neyse, en son ilk linkteki karikatürümsüyü gördükten sonra ya dedim, ben bir true introvert olamam, en iyisi eve gidip kitap okuyayım demem sevdiğim insanlar yanımda olunca, didim. ve fakat lakin sonra olayı aydınlatan bir örnek olay yaşayınca, dedim yavrucuğum, yevet içedönük içedöküksün sen, deal with it.

bir sigara içme seansı ve işyerinde genelde iş yükü çok yoğun olmayan, sevdiğim, arada muhabbet ettiğim bir zat yanımda duruyor. sigara içiyorum ve öyle duruyorum. adam onunla muhabbet etmemi bekliyor, biliyorum. yanıma yaklaşıyor, karşılıklı karşı apartmanın duvarına bakıyoruz. ama o kadar İÇİMDEN GELMİYOR ki, konuşmak. onunla konuşmamı beklemesi de ayrıca hafiften bir gıcık ediyor hatta. benim moralim bozuk falan değil, o da kötü biri değil, çok sıkıcı biri de değil, ama içimden gelmiyor. o an bu aktiviteyi yorucu buluyorum. konuşma isteğini baskı gibi algılıyorum.

olaylar her zaman bu yönde gelişmiyor, böyle olmadığı durumlar da sık sık oluyor, konuşasım gelebiliyor, ama genelde konuşmalar benim için bir enerji meselesi haline geliyor gerçekten. bazen hakikaten havadan sudan bahsetsem bile, oturup o insanla beraber yerdeki karoları falan saysak bile, sanki bir performans haline giriyormuşum gibi geliyor. kendimi ortaya mı koyuyorum, o yüzden mi yorucu? hayır. performans kelimesini gösteri sanatları anlamda kullanmadım. peki kendimi saklıyorum da o yüzden mi yorucu? hayır. (bazen evet, ama çoğu durumda hayır aslında, bunu da yeni saptayayazdım. gündelik konuşma varoluşsal gerilimlerimizi taşıyamayacak kadar sade değil mi? gündelik konuşmada varoluşsal gerilim yaşıyorsak bu, o konuşmanın niteliğinden çok bizim -kendimizi, gördüğümüz her insana ve hatta tüm dünyaya yansıtalım hadi- adlı narsistik projemizden de kaynaklanıyor olabilir) e o zaman ne? derdin ne? vallahi ben de bilemiyorum, hakikaten çözemedim. el help. illaha bir şekle uydurucam kendimi. (halbuki ne kadar yanlış bir eğilim zen düşüncesine göre, insan bir bütündür, sıfatlar bizi parçalar, rüyamda inşallah introvertler beni kovalar - ki kesin kovalamazlar ben söyliyim).

özetle bazı bazı içe dönüklerden olabilirim. (occasional introvert diye terminolojiye katkıda bulunayım)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder