28 Kasım 2013 Perşembe

the sky was pink

nathan fake'in the sky was pink'i ile güne başlarsak eğer, belki gökyüzünün griliğini telafi edebiliriz. ve herhalde şu blogda hayat kelimesini aratsak, karşımıza onlarca sonuç çıkacak. hayatla ilgili genelleme yapmada basite kaçan bir taraf var. şiir yazmadan şair olma çabası var. boş beleş duygusallık var. ama hayat diyeceğim, farklı zamansallıklara sahip ve nathan fake'in the sky was pink'i ile başlayan bugündeki hayat algım da bunun bir örneği.

bu aralar "hayatı" dün, bugün ve yarın olarak algılama eğilimim var. yani dünden öncesi ve yarından sonrası yok. bu bilinçli yaptığım bir şey değil. sanki dünden öncesi yaşanmamış gibi geliyor nedense. biz bu hafta ne yaptık? pek hatırlayamıyorum mesela. önümüzdeki 3 ay boyunca kalkınma planım nedir, pek umrumda değil. sanki bir ara o kadar endişelenmişim ki, artık rahatlamak istiyorum. ancak hayatın bir devamlılık arz ettiği, kafamızda "hayat" olarak var olduğu zaman dilimini küçülterek mutlu olabiliyoruz sanki, biraz kabullenebiliyoruz. bilemiyorum.

neyse. gökyüzünün pembe olduğu günler vardı, bugün ise gri.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder