kış çorbamı yaptım, karın gelişini bekliyorum. (sebzeli, yoğurtlu, pul biberli)
ve air dinlediğim her seferde yirmili yaşların başına ait o ferahlık duygusunu tekrar hatırlıyorum. bunu unutmama şaşırıyorum, sonra tekrar hatırlıyorum. kelebekler geliyor aklıma mesela. ciddiye alınacak kadar büyük, bedenen en güçlü, ama bir o kadar yayılmacı ve deneysel(burada ne dedik aceba?) olunabilen zamanlar sanki.
mesela bir iş yapmanın, bir kitap bitirmenin getirdiği o "işe yarıyorluk" duygusunu da her seferinde yeni baştan hatırlayıp yaşıyorum. biraz amnezik bir bünye benimkisi galiba.
olsun. kış çorbam hazır, sonra kar botlarım bile var. sırada karı beklemek kaldı. tutacağını sanıp heveslenme diyor içimdeki ses. bu kadar kar arsızı olan nadir istanbul sakininden biri olduğum kesin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder