21 Şubat 2012 Salı

yılan

öğlen arası çay bahçesinde otururken okuduğum kitapta karakterlerden bazılarının yaşadığı köyde köylülerin her evin altında bir yılanın olduğuna ve yılanların evi kötülüklerden koruduğuna inandıkları yazıyordu. bu bölümle birlikte her ne kadar güzel bir kitap olsa da kitabın genelinde bir "samimiyet" sorunu olduğuna kanaat getirdim. bakınız "sahicilik" değil, samimiyet diyorum. köye kaçan "aydın" figürüydüler biraz, ki bunun klişeliğinden dem vuran (ki klişe bir konu değil diyorum inatla) diğer karakterler bile (kitabın farkındalığının yüksek olduğunu görüyoruz, kitabın farkındalığı diye uyduruk bir terim de ürettim aferin bana) benim onların köydeki yaşamlarının (ki kitabın odağında olan konu bu değil) olabilirliğine inanmamı sağlamadı.

işe dönmek üzere yürürken niye böyle bulduğumu tatmin edici cümlelerle bir türlü açıklayamazkene ve samimiyet arayışının ne kadar da anlamsız bulunabileceğini düşünürkene yerde bir yılan kabartması gördüm. galata'da, belki herkesin yerdeki varlığından haberdar olduğu, belki ve hatta "ünlü galata yılan kabartması" olarak anılan, ama benim o güne kadar hiç fark etmediğim bir şey.


bu durum neyi sembolize ediyor olabilir? (son günlerde bir maddeleme sevdası... )
a) eleştirel yetilerimi sorgulamam gerektiği
b) yılanların hayatımızdaki rolü ve önemi
c) aslında bu hikayenin gayet doğru olduğu ve bir yılanın da galata kulesini koruyor olduğu
d) hiçbiri
e) hepsi

ayrıca bu posta görsel bulmak için yaptığım araştırmalar sonucu yılan kabartmasının definecilikte çok önemli bir yer kapladığını keşfetmiş bulundum. konuyu şu resimle birlikte, heyecandan herhalde noktalama işaretlerine pek itibar etmeyerek şöyle açıklamışlar:



Yılan işaret:Kabartma yılan mezar taşında değilse kesin hazinedir.ancak kabartmalarda kafa ölçümü yapılır.açık yılanın malı özel hesaplama ile bulunur.


bunun dışında kitaba geri dönersek karakterlerdeki o melankoliyi sanırsam fazla estetize buldum. maalesef ki buralarda melankoli ve depresyon iğrenç, kaba, rezil ve pijamalı yaşandığından herhalde ve onları hep bir nuri bilge ceylan estetiğinde yaşamayı isteyip yaşayamadığımdan dolayı samimi bulamadım galiba. hepsi benim çekememezliğim yani, başka bir şey değil, işte yılan bunu anlatıyor olabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder