29 Şubat 2012 Çarşamba

kötülük

kötülük yapılan olmak, kötülüğün mağduru, hedefi ve nesnesi olmak nedir diye bir takıldı kafama dün akşam. yaşam hakkı ihlalı, şiddet, özgürlüğün kısıtlaması gibi kategorileri bir kenara bırakarak daha "hafif" kötülük biçimlerini değerlendirmede kafamın biraz teklediğini de fark etmiş bulundum.

kötülük (ki kendisi muallak bir kavram, topluma göre mi kötü? kötülüğün hedefine göre mi kötü? vızır vızır, ki daha önce de bunları konuşmuş idik, o sebeple düşünce akışımızın işleyebilmesi için bu kısmı şimdilik "irrelevant" kabul ediyoruz) en tipik haliyle uygulandığında "kişiye özel" olmama özelliği göstermekte. bu ne demek, kişinin nerede doğduğu, kimlerin çocuğu olduğu, ne kadar süper bir insan olduğu gibi özellikler önemlerini yitirmekte ve kişiyi anonimleştirmektedir. bu durum, özellikle sistematik ve kitlelere yönelik kötülüklerde geçerli görünüyor. peki daha "hafif" kötülüklere bakalım ( örn. bir arkadaşın kendi çıkarları için diğerini "harcaması" vs. ) böyle hareketlerin tam da bu diğer arkadaşı sallamama efektinin sonucu olarak "kötülük" olarak adlandırıldıklarını söyleyebilir miyiz?

yani tanımadığı bir insana yapması sorun olmayacak bir hareketi, tanıdığı insana yaptığı zaman kötülük olarak addedilen şeyleri kötü yapan nedir çocuklar? 

peki bu sportif zihinsel faaliyeti neden sürdürüyorum? hiçbir fikrim yok, ama şöyle bir şey dedim kendi kendime: herhalde kötülüğü safi kötülük olarak adlandırmama konusundaki eğilimimin bir sebebi de benim yakın bir insandan gelecek bir kötülüğün "anonim" nesnesi olabileceğim gerçeğini kabul etmedeki zorluğum olsa gerek dedim. bilmem anlatabildim mi? sonra bundan şöyle bir sonuç çıkar mı: kötülük kelimesinin yarattığı rezonanslardan biri de kötülüğün "sebepsiz" oluşudur. sebepli olan her şey açıklanabilirken, "sebepsizlik" açıklanamamakta ve kişiyi bir anlam bulamacı ve bocalamasına sokmaktadır. "özel"liğini elinden almakta, sıradanlaştırmaktadır aynı zamanda da. bu sebepledir ki, insana en manasız gelen kötülük bazen en irkiltici olandır ki bkz: funny games.  

ve yine elbette bütün bunlardan sonra bana allah düşürmesin, düşündürtmesin diyoruz, bu yazı mı şimdi allasen diyoruz ve ortalığın çok karıştığına karar verip kendimi burada noktalıyoruz. aylaklık kötü şey.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder