19 Şubat 2012 Pazar

sıkıntının anatomisi (ve anatomisi diye başlıklanan yazıların sıkıcılığı üzerine)

  • sıkıntı bunaltı ve bunalımdan farklıdır.
  • sıkıntı hem bireyin hem de içinde yaşadığı çağın özelliklerinden etkilenmektedir. sıkıntılı topluluk diye bir şey olabilir mi? mümkün görünmüyor. lakin "konferansı dinleyen davetliler çok sıkıldılar" cümlesinde gördüğümüz üzere mekan ve zaman sıkıntıda belirleyici faktörler olarak ön plana çıkıyorlar.
  • hem sıkılmaktan korkulup aynı anda sıkılınabilinir mi? imkansız görünüyor, ama mümkün. bilimadamları çok sıkılmak ve ÇOK sıkılmak arasında farklar olabileceğini belirtiyorlar. 
  • peki zaman sıkıntıyı şekillendiriyorsa, sıkıntı zamanı şekillendirebilir mi? kesinlikle. herkesçe bilinen bir gerçektir ki sıkılmışken zaman daha yavaş geçer. 
  • sıkıntı türleri nelerdir? uzun yıllar süren gözlemlerim sonucu üç sıkıntı tipi olduğunu söyleyebiliriz. birincisi "yapacak bir şey bulamama" sıkıntısıdır. yani beyin etraftaki uyaranlara pek pas vermemekte ya da uyaran azlığından muzdariptir (kapısız ve penceresiz beyaz badanalı bir odada bulunmak gibi, allah sokmasın). bununla bağlantılı ikinci tür "monoton uyaranların" doğurduğu sıkıntıdır. yıllar içerisinde örgün eğitim sistemi ve kurumlarına maruz kalanlar burada neden bahsedildiğini anlayacaklardır. tekrar eden işler de bu kapsama girmektedir. ve üçüncüsü ise varoluşsal sıkıntı dediğimiz durumdur. bu durum fransızlar tarafından kısaca l'ennui olarak da tarif edilen, kapitalizmin 19. yüzyıl avrupasına gittikçe hakim olmaya başlaması ile de ilintili bir fenomendir (şaka yapmıyoruz). baudelaire zamanında çok sıkılmıştır. burada perec'in uyuyan adamının da onu uyandırmadan yanağına bir öpücük konduralım.
  • sıkıntı ile boğuculuk arasında bir bağlantı var mıdır? vardır tabii, nasıl olmasın? kişinin özellikle uyaranlar ve dolayısıyla dikkat tercihleri arasında "öncelik sıralaması" yapamadığı, tabiri caizse "kitlendiği" durumlarda boğuculuk sıkıntının en yakın dostu olabilmektedir. bu hallerde görülen bir diğer tipik hareket "bir türlü başlayamama"dır. asıl işler üst katlarda beklemekte, siz ise bodrum katında takılmaktasınızdır. ikinci durumda ise özellikle kişinin özgürlüğünün elinden alındığı durumlarda karşımıza çıkan monoton uyaranlar bir boğuculuk hissi de yaratabilmektedir. 
  • aceleci ve sabırsız insanlar daha çabuk sıkılır mı? evet. aceleciliğin ve sabırsızlığın temelinde neyin yattığı konusunu psikanalize bırakmadan en azından sıkılgan insanların sürekli kısa vadeli tatminlerin peşinde olan ahlaksız insanlar olduğunu söyleyebiliriz. (benim gibi)
  • sıkılganlığın sabırsızlıkla olan ilişkisini muğlak bir biçimde kurduğumuza göre, sıkılmış insanın bazı durumlarda "oraya buraya saldıran" insan haline geldiğini de görebiliriz. bunun bir diğer tezahürü de sıkılmış insanın dışarıyı algısında (zaten uyaranlarla problemi vardı hatırlarsınız) değişimler gözlenmesidir. sıkılan insana en sıkıcı insan bile daha eğlenceli görünür. kedi uzanamadığı ciğere mundar diyebilir, ama sıkılan insan demez.
  • sıkıntı yalnızlıkla da ilişkili olsa gerek. ama yalnızlık sıkıntıyı doğurmaz, fakat sıkıntı oraya buraya saldırmanın bir tezahürü olarak yalnızlığın giderilmesi denemeleri sonucu daha ileri bir tarihe ertelenebilir.
  • eklediğim fotoğraf, buldugum sıkıntı temalı olanlar arasında en az sıkıcı olanıydı.
  • "pop quiz": aşağıdaki fotoğrafta betimlenen sıkıntı durumunun hangi tipe uygun olduğunu nedenlerini belirterek söyleyiniz.  (10 puan)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder