25 Nisan 2013 Perşembe

mars

bugün voleybol da iptal olunca mars enerjileri geldi çattı. daha önce yapmadığım, yapmaya çalışıp da psikolojik yükünü kaldıramadığım şeyleri yapasım var. hayatı hafif tarafından tutasım var. daha girişimci bir ruh olup bana gelmeyen şeylere adım atasım var. böyle karar alıp uygulandığı görülmemiş ama enerjiler de elbette ben istesem de istemesem de bir yerlere kanalize olacak, kaçarı yok.

bütün bunlara balkonu yıkayarak başlamalıyım. evet. balkon yıkamak demek yaz akşamlarında dışarıda oturup soğuk kahve, soda, çay ve benzeri içecekleri tüketerek müzik eşliğinde uğraşlar peşinde koşmak demek. akşam yemeği yiyememek ve karpuz-peynir geçiştirmesinin her şeyden daha leziz gelmesi demek.

aslen beni iş bırakma, şehir değiştirme gibi arzulara gark ettiren aynı zamanda birliktelik duygusu, arkadaşlarla paylaşılan ortak kader algısıymış, bugün de bunu fark ettim. doğa peşinde koşayım derken yolda yalnızlığa çarpmak da var. birliktelik, aidiyet, insanı çokça tutan şeyler. böyle böyle bir ömür geçiriyor insanlar, az buz değil. lakin bir o kadar da zor bunu "tercihler" ekseninde şekillendirmek. dış faktörlerin çok fazla etkili olduğu bir alan. insan istiyor ki her bir şeyciği kendim şekillendirebileyim ve lakin aidiyet duygularının çoğu başka insanlardan geçtiğinden bu o kadar da kolay olmuyor.

ve istiyorum ki öyle bir arzu, istek, dilek, hedef ekonomisinde olayım ki diğer insanlara bağlı olmasın. mesela önümde şehirde yaşamak versus azıcık uzaklaşmak tercihleri olsun ve yalnızlık ya da diyalog ihtiyacı bu denklemde etkisiz eleman olsun. ama olmuyor. geriye dönülüp bakılıyor ve görülüyor ki en bir genç hissedilen zamanların bazıları birlikte bir şeyler yaratabilme, yaşayabilme potansiyeline inanıldığı anlara denk gelmiş. böyle olunca çözümsüz bir vakaya doğru evriliyor. bu sebeple beni bu konuda etkileyecek bir kitaba ihtiyacım var galiba. yeni hayat'ın başlangıcına atıf bir gün ben de okuyayım, hayatım değişsin.

kitapların insanların hayatını değiştirme konusundaki yetersizliğini insanların konfirmizmine bağlayanları da buradan kınamak isterim. ne kitaplar var, milyonları sürükledi arkasından. siz yapamadınız diye diğerlerine suç atmayınız.

ben de beni bu birliktelik duygusu ve umutlanma, küçük bir topluluğun parçası hissetme ve umutlanma, aşık olma ve umutlanma konularında kurduğum istemsiz denklemlerden kurtaracak, bunu da insanın bencilliği argümanları, rasyonel aklın gerekleri, muhafazakarlık ve tek eşlilik ilişkisinin boktanlığı üzerinden yapmayacak bir kitaba ihtiyacım var. ama ben n'apıyorum, elimin altında cogito'nun arkadaşlık sayısını tutuyorum. kepazelik.

woolf'un dediği gibi hep şuna inandım: "Could loving, as people called it, make her and Mrs. Ramsay one? For it was not knowledge but unity that she desired, not inscriptions on tablets, nothing that could be written in any language known to men, but intimacy itself, which is knowledge, she had thought, leaning her head on Mrs. Ramsay's knee."

yani içkinliğin en öğretici, en tatmin edici "hallerden" biri olduğuna. arkadaşlık olabilir, aşki olabilir. içerisinde aşkın bir şeyler varmışçasına toplamından fazlası olduğuna dair izleri barındıran her türlü iletişim biçimine. woolf bunun kitaplarda ve yazıtlarda yazmadığını, hiçbir dilde tam olarak ifade edilemeyeceğini söylüyor. bense şimdi beni en azından insanlarla yaşanacak bir aşkınlık sevdasından kısa bir süreliğine kurtarıp yalnızlığın her türlü biçimine teşvik edecek, en kısa yoldan daha doğal bir ortamla yaşanacak aşkınlığa havale edecek kitabı arıyorum. galiba ben biraz saçmalıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder