7 Nisan 2013 Pazar

yine

bugün akşama kadar iyiyken yine şimdi geldi heyheyler üzerime. "büyük resmin" içinden yerlere yuvarlanıp duruyorum. fazla sigara içmek dokunuyor, iç huzuru tam yakalamışken elden kayıyor, her şey çok hızlı, insanlar çok fazla. bazen andan kopuşlarım, kendi içerime yuvarlanışlarım "büyük" oluyor.

mesela görücüye çıkmayı sevmiyorum, indirgenmeyi sevmiyorum ve hayatın kuralı bu. çok anlaşılır, indirgemeyecek zaman yok mesela en basitinden. oraya, o insana, o şeye ayrılacak o vakit yok. sen kimsin ki indirgenmiyorsun ayrıca? ve bazen hayatta kalmamızı sağlıyor bu indirgemeler, ve hatta indirgememek suyu bulandırmaktan başka işe yaramıyor belki de.

ama her zaman formumda olmuyorum. aslında o kadar da konuşmak istemediğim anlar oluyor. hiç konuşmadan durmanın yalnızlıkla gelen pratiği kalabalıklarda garip karşılanabiliyor. kahve türlerinden bahsedemeyeceğim anlarım var, ve illa da "mutsuz" olmam gerekmiyor bu zamanlarda.

nisana yeni giriş yaparken depresyon olmaz, yabancılaşma hiç olmaz. en basitinden yazık, ayıp. hem sen neyden yabancılaştın, suyun üstünde, dibinde ne var, nasıl bu kadar eminsin de, yabancılaşıyorsun.

ama hayatın teması bu. sanki "bütün"müşümcesine, bir merkezden çepere doğru yayılan bir benliğim varmışçasına bir yabancılaşma, bir anda biri ipleri bırakıyor, tiyatronun perdeleri kapanıyor.

cidden oradan buradan devşirerek devam ediyoruz yolumuza gibi geliyor. tamam tamam hadi, diyerek. oldu sanki, oldu mu ki, tamam, neyse, hadi diyerek. olmayan bir tarafla sürekli bir pazarlık hali devam ediyor. ya da ben deliyim. bu da bir seçenek. vücudu desteklemesi, işe gitmeyi, ev için alışveriş yapmayı ve konuşmayı sağlaması için çok özel koşullara ihtiyaç duyan sinir sistemine demişler ya da deli diye. bilemedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder