27 Temmuz 2013 Cumartesi

adalet

burası öyle bir memleket ki yaşam hakkına saygı, adalet, eşitlik gibi değerlerin evrenselliği üzerine çok söz söyleniyor ama her daim istisna olan kural haline geliyor. burası münferitlerin ülkesi, istisnalar aslında kaideyi oluşturuyor. burada ölmek kolay, bazılarına daha da kolay.

adalet varmış gibi hakkımızı aradığımız durumların bir kısmında tutturuyoruz, çoğu kez de adaletsizliğin kılıfı yine hukukla uyduruluyor.

utanmasalar gezi parkı'nı bile münferit olarak değerlendireceklerdi ama onun yerine katılımcıları ve oradaki hareketi "en öteki" yapma, şeytanileştirme yoluna gittiler. münferit artık komik kaçacaktı çünkü.

ama çoğu kez münferit işe yarıyor. sistematik ihlallerin, hukuğun işlememesinin yaygın, hayatımızın en merkezinde, en ortasında olduğu durumlar söylemde sürekli yunanistan'a öteleniyor. bunların kapladıkları geniş alanın, gündelik hayatımızda bile yaşayarak gördüğümüz kaosun ismi istisna. işler zar zor yolunda gittiğinde, "toplumsal vicdan" denilen nanenin tatmin olduğu durumları bir hakimin adalet anlayışına, bir savcının cesaretine, bir mücadelecinin inatçılığına bağlamamız da bu yüzden. adaletin işlediği durumların bizim tarafımızdan şaşkınlıkla karşılanıyor olması sadece acıklı. ama dilimizden düşmüyor da bu adalet.

biri yazmıştı twitter'da. adaletin yok olduğunu kabul edersek, bu sefer onlar sahipleniyor diye. gerçekten de adalete dair inanç ve beklenti sahiplenilmediği, halihazırda hukuk sistemi denilen şeyin hiçbir zaman buna muktedir olmadığı kabulüyle ilerlendiği zaman meşruiyet kaybı kaçınılmaz. oyunu hukuk hem varmış gibi hem de yokmuş gibi oynamak gerekiyor. ama bu bir ölüm kalım oyunu bazıları için, bazıları için de bir haysiyet oyunu. pek şakası yok.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder