sevgili günlük,
bugün günlüğüme yazdım. günlüğüme yazarken hissettiklerimi sana günü gününe yazmaya çalışacağım, böylece kendi yazma eylemime, günlük yazma eylemiyle giriştiğim, kişisel tarihimi hafızama bağlı ama ondan yarı bağımsız bir şekilde yeniden oluşturma eylemime, bunun yanında kendi kendine karşı dürüst olma dediğimiz ne idüğü belirsiz çabaya ikinci bir bakış atacak, bu eylemlerin "sahiciliğini" sorgulayacak, yazmanın yazısını yazacağım.
yalnız geçmiş günlüklerime bakarak söylüyorum sevgili günlük, gerçekten de insan o an "sevgilisi" olan insanlardan daha az ama arkadaşlarından, gerekirse komşuları ve benzerinden daha çok bahsetmeli. bu da ileriki günlük yazı işlerimiz için not olsun. (buradan eğlenceli bir blög, ve onun mottosuna referans verelim: "erkeg cinsine ayırdığım vakti ilme ayırsa idim, şimdiye atomu parçalamıştım" deyu)
bunun yanısıra gerçekten çok acayip. korktum da okumaya ve hatta göz ucuyla okudum diyebiliriz günlüklerden seçmece sayfaları. o kadar "havadan" ve havai yazılar yazmışım ki, bazıları cidden çok yaratıcı hatta. şu anki hayatıma baktığımda bir hüzün kaplıyor. "zoraki gerçekçilik" denilen akıma teslim olmak zorunda kalmışım sanki. hayatta iş diye bir şeyin varlığı, para kazanmanın gerekliliği, kurmalar, döşemeler, boyamalar, taramalar falan, bunlar girmiş gündemime. eğer "her bi şeyleri geride bırakıp" bir yerlere kaçılacaksa bile bunun kararı üniversitede aynı kararı verirken kullanılan beynin ilgili bölümünden farklı bir bölümde alınacak sanki artık. devreler değişti ve birbirine girdi bir nevi. bir de bu aralar çalışmanın, fazla mesai yapmanın, daha fazla çeviri alarak daha fazla para kazanmanın, insanın hayatının bir yılını bir işe vakfedebilmesinin ne kadar gerekli, normal, harika, über olduğuna dair kendime yaptığım telkinlerin hemen akabinde bu yazıları görmek iyi gelmedi. garip olaylar söz konusu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder