yevet. hayatımın önemli bir kısmını "kaçışlarda" geçirmiş olduğumu bir kez daha idrak etmenin derin huzuru içerisindeyim. ortaokuldan başlayarak büyük bir titizlikle uyguladığım stratejinin çöktüğü zamanlara şahit olmaktayız sayın seyirciler.
öğrenim hayatım boyunca grup psikolojisi ve benzeri tarafından şekillenen her türlü oluşumdan mümkün mertebe kaçmak suretiyle, tekil arkadaşlıklar edinerek ve dedikodu kazanı denilen merkezlere en uzak mesafeden seyretmek hasebiyle kendimi "hayatın ortasından" korumuş bulundum. yine de o dedikoduların önemli bir kısmından da haberdar oldum. o merkeze merhaba diyip yerime geçtim.
benzer şekillde (similarly) üniversitede yurtta kalmayı bırakarak üniversite dünyasını da "yarım" deneyimlemiş, mümkün mertebe tekil arkadaşlık trendime orada da devam etmiş bir kulunuzum.
iş hayatına yarım girerek ve akademik dünyadan da azıcık başımı çıkararak sürdürdüğüm bir yerde hem olma hem de olmama pratiğime bu aralar itibariyle son vermek durumunda kalmış bulunuyorum. bugüne kadar girdiğim her ortamda öncelikle "exit" yazan kapıyı bulup belleyip yoluma öyle devam ettim. her zaman bir b planı bulundurmak suretiyle (bu plan saçmasapan da olabilir) kendimi tüm bedenimi vakfedeceğim her türlü kurum/kuruluş ve yapılaşmadan uzak tuttum, fırsat buldukça dört parçaya bölündüm.
ama en sonunda iklim koşulları bana bir nanik çekti ve işte en sonunda aranızdayım. her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa. ne kadar korkarsan o kadar güzel yüzleşiyorsun.
"acı yok" şiarıyla çıktığım şu hayat yolunda birinci stratejim iş, uğraş ve zoraki sosyalleşmeler konusunda her türlü kaçış yolunu bulmaksa, ikinci şiarım ise ikili ilişkilerde kayıp yoktur konulu sempozyumda savunduğum üzere travmalar, katastroflar olmadığı sürece bir şeyi yaşadığımız için pişman olmamalıyız tezimdi. bir insanla ayrıldıysak bile çok şey yaşamış, birbirimizden öğrenmişidir, birbirimizi hırpaladıysak bile önemli olan son bir anlayışa varmaktır vs vs. yani öğrenilmiş bir şeyler varsa ya da iletişim iyi, kötü devam ediyorsa kazanım bakidir, dedik.
fakat bu aralar geçmişimle ilgili bir takım şüpheler de ikinci stratejimi sürücü koltuğundan etmeye çalışmaktalar. hala işlerliğini koruyan bir strateji olsa da, bu ikincisinin yıkılması demek benim yıkılmam demek a dostlar. bugüne kadar kurduğum vakıf, dernek ve odaların başkanlığından ayrılmam, ayvalık'a gidip organik tarım işine girmem demek. bunu kabul etmekte ciddi sıkıntılar yaşamaktayım. hala kendi mottomun doğruluğuna inanmakta, ama ya doğru değilse konulu ikircikli düşüncelere kapı kapayamamaktayım.
işte böyle. dil değişimi yaşayalım dedim. biraz eski enercik tarz gelsin, yoksa yakında blog ve ben yerleri yalayacağız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder